MUHASEBE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MUHASEBE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Temmuz 2014 Perşembe

BİNEK ARAÇ VE İLK YILA İLİŞKİN AMORTİSMANIN MUHASEBE KAYDI

BİNEK ARAÇ VE İLK YILA İLİŞKİN AMORTİSMANIN MUHASEBE KAYDI

Binek amaçlı kullanılan otomobillerle ilgili VUK’da, KDV ve Gümrük Genel Tebliğinde özel düzenlemeler yapılmıştır. Bu yazımızda yapılmış olan bu özel düzenlemeler doğrultusunda;

 

- Binek araç-ticari araç ayrımı yapılacak,

 

- Binek araç alımlarında ödenen KDV ve ÖTV ninotomobilin alış maliyetine veya dönem giderlerine alınması hususu açıklanacak,

 

- Binek araçların ilk yıla ilişkin amortisman tutarının ikiye ayrılması, kıst amortisman kısmının giderleştirilmesi ve VUK’a göre giderleştirilmesi yasaklanan kalan tutarın 5. Yıla kadar hangi hesaplarda (280 hesapta) nasıl izlenmesi gerektiği,

 

- Ve daha sonra 5.yıla aktarılan amortisman tutarının hangi ayda giderlere alınabileceği hususu açıklanacaktır.

 

Binek araç- Ticari Araç Ayrımında 87.03 Gümrük Tarife İşlem Pozisyonu (G.T.İ.P)

 

Gümrük Müsteşarlığının  27/07/2005 tarih ve 25888 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 8 seri nolu Gümrük Genel Tebliğinde (Tarife Sınırlandırma Kararları) 87.03 G.T.İ.P numarasında yer alan eşyalar belirlenmiştir.Yapılan bu belirlemeye göre hafif ticari araç olarak anılan Doblo, Kango vb. araçlar 87.03 G.T.İ.P. na alınmış ve araçlar binek otomobil olarak kabul edilmiştir.

 

Bu düzenlemeyle binek araç-ticari araç ayrımında tereddüt edildiğinde, hafif ticari araç olarak anılan Doblo, Kango vb. araçların alımları muhasebeleştirilirken  ilk alımda (ilk iktisapta) satıcı firma tarafından ödenen ÖTV makbuzunda yer alan G.T.İ.P.na göre hareket edilecektir. ÖTV makbuzunda 87.03 G.T.İ.P. yazılı olması halinde binek araç olarak kabul etmek gerekir.

 

Binek Araç Alımlarında Ödenen KDV Ve ÖTV nin Otomobilin Maliyetine Veya Dönem Giderlerine Alınması

 

Bilindiği üzere KDV kanunun 29. maddesine göre Ticari Araç alımlarında ödenen KDV’nin indirilmesi mümkündür. Ancak diğer tarafan mükelleflerin işletmeye aldığı Binek Otomobillerin alımında ödediği KDV’nin, Katma Değer Vergisi Kanununun 30/b maddesinde faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisinin mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan vergiden indirilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu hüküm karşısında İndirilemeyecek Katma Değer Vergisi Uygulama  Genel Tebliği'nin matrah, nispet ve indirim kısmının C indirim bölümünde mükelleflerin işletme amacı dışında iktisap ettikleri binek otomobillerinin alımı nedeniyle ödedikleri ve Kanun gereği indirimi mümkün olmayan KDV'nin, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları çerçevesinde işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabileceği belirtilmiştir.

 

ÖTV nin gider veya maliyet unsuru olarak kayıt edilmesi hususuna gelince; bilindiği üzere; 5035 sayılı kanunun 48/1-c maddesiyle 01.01.2004 tarihinden geçerli olmak üzere Taşıt Alım Vergisi yerine Özel Tüketim Vergisi getirilmiştir.VUK-270/2 maddesinde; “…Özel Tüketim Vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler” hükmü yer almaktadır.Yasanın bu halinden sonra satın alınan binek otoların alış bedelleri içerisinde yer alan ÖTV’nin taşıtın maliyet bedeline dahil edilmesi veya genel yönetim giderlerine atılması konusunda mükelleflerin tercih haklarını kullanmaları yönünde yasal bir sakıncanın bulunmadığı görülmektedir.

 

Binek Araçların Aktife Alındığı Yılda VUK’a Göre Giderleştirilmesi Yasaklanan Amortisman Tutarının Tahakkuk Ettirilmesi ve Muhasebe Kaydı:

 

Vergi Usul Kanununun 320 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre "Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları binek otomobilleri hariç olmak üzere, işletmelere ait binek otomobillerinin aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam ay sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman ayrılır. Amortisman ayrılmayan süreye isabet eden bakiye değer, itfa süresinin son yılında tamamen yok edilir. ”denilmektedir. Aynı maddenin sonra gelen paragraflarında ise;

 

- Her yılın amortismanının ancak o yıla ait değerlemede dikkate alınacağı ve yine

 

- Amortismanın herhangi bir yıl yapılmamasından ( bize göre ayrılmamasından) dolayı amortisman süresinin uzatılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

 

Maddenin yukarıdaki binek otomobiller için getirilen kıst amortisman hükmünün Her yılın amortismanının ancak o yıla ait değerlemede dikkate alınacağı hükmüyle ters düştüğü görülmektedir.  Zira binek  otomobillerin aktife girdikleri süreden önceki aylara isabet eden amortisman tutarı  yukarıda yazılı VUK’320. Maddesi hükmü doğrultusunda ilgili yılda dikkate alınamamakta ve 5.yılın sonuç hesaplarına (giderlerine) aktarılmaktadır. Ancak madde de binek otomobiller için konulan özel hükmün genel hükmün önünegeçeceğini (yasaların yorumunda özel hüküm genel hükmü bertaraf edeceğini, uygulamasını durduracağını) kabul ettiğimizde madde de yar alan düzenlemenin uygulamayı etkilemeyeceğini kabul etmek gerekir. O halde yukarıda yer alan yasa hükmü gereğince binek otomobil için 1. Yılda amortisman ayrılmalı, ancak VUK’a göre gider yazılması yasaklanan kısım 5.yıla kadar Aktif Geçici Hesapta izlenmelidir.

 

213 sayılı Vergi Usul Kanununu 283. maddesinde Aktif Geçici Hesap kıymetleri, 287. maddesinde ise Pasif Geçici Hesap kıymetleri düzenlenmiştir. Yazımızın konusu aktif geçici hesap oluşturduğundan bu hesaplar üzerinde durulacaktır.

 

Vergi Usul Kanunu’nun; “Aktif Geçici Hesap Kıymetleri” başlıklı 283’üncü maddesi; içinde bulunulan dönemde ortaya çıkan, ancak gelecek dönemlere ait olan muhasebede dönemsellik kavramına göre gelirlerin ve giderlerin ilgili oldukları döneme doğru olarak kaydedilmesine amaçlamaktadır. Madde hükmüne göre; gelir ya da giderlerin ilgili cari döneme ait olan kısımları gelir ya da gider yazılır, geri kalan kısmı ise gelecek yıl gelirleri ya da gelecek yıl giderleri olarak kayıt altına alınması gerekir.VUK’nun 283. Maddesinin hükmü karşısında gelecekte 5.yılın giderleriyle ilişkilendirilmesi gereken amortisman tutarının otomobilin alındığı yılda aktifleştirilmesi gerekmektedir.

 

Dönemsellik ilkesiyle; İşletmelerin faaliyet göstermiş olduğu her hesap dönemi faaliyet sonuçlarının diğer hesap dönemlerinden bağımsız olarak saptanması amaçlanmaktadır. Vergi Usul Kanunu'nun “Hesap Dönemi” başlıklı 174’üncü maddesinde dönemsellik ilkesi açıklanmıştır.

 

Bu açıklama ve madde hükmünden sonra dönemsellik esası; her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak tespit edilmesini, gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre kayıt altına alınmasını, hasılat, gelir ve kârların aynı döneme ait gider ve maliyetlerle karşılaştırılmasını gerektirir.

 

Aynı şekilde bir ticari faaliyet sonucunda oluşan bir gelir ya da giderin esas itibariyle tahakkuk ettiğinden söz edilebilmesi için, miktar olarak hesaplanabilmesi, gelire hukuken hak kazanılması ya da borç altına girilmesi gerekmektedir.

 

Ticari faaliyette bulunan işletmeler kazançlarını yukarıda açıklamaya çalıştığımıztahakkuk esasını ve dönemsellik ilkesini esas alaraktespit etmektedirler. Buiki ana unsuru yani tahakkuk esasını ve dönemsellik esasını unutmamak ve yapılacak her muhasebe işleminin bu iki kıstas baz alınmak suretiyle analizinin yapılması ve bu iki ana ilkeye uygunluğunun araştırılması gerekir. Ziramuhasebenin işlevi, finansal nitelikli işlemleri kaydetmek, sınıflandırmak, özetlemek ve raporlamaktır. Muhasebenin amacı doğru bilgi sunmaktır ve bu görevini önemli ölçüde dönem sonunda hazırlanan finansal tablolar aracılığı ile yerine getirmektedir. Günümüzde bir yıl içerisinde aktifine 100’e yakın binek otomobil alan büyük işletmeler olduğundan bunların ilk yıl amortismanlarının tahakkuk ettirilmesi halinde firmanın finansal tabloları 3. Şahıslara (yararlanıcılara) doğru bilgi sunulamaz.

 

VUK’nun 283 ve 287. Maddelerinde yapılan düzenlemelere paralel olarak Tekdüzen Hesap Planında, “ Dönem Ayırıcı Hesaplar “ ihdas edilmiştir. Bilindiği üzere; Tekdüzen Hesap Planı’nda  dönem ayırıcı hesaplar dört yardımcı grupta yer almaktadır. Bu hesap guruplarında aktif geçici hesaplar 18 ve 28 gruplarda pasif geçici hesaplar ise 38 ve 48 no.lu gruplarda belirlenmiştir. Bu hesap grubu, işletmelerin içinde bulundukları hesap döneminde ortaya çıkan, ancak gelecek dönemlere ait olan muhasebede dönemsellik kavramına göre gelirlerin ve giderlerin ilgili oldukları döneme doğru olarak kaydedilmesine amaçlamaktadır. Aktif geçici kıymetlerin muhasebeleştirilmesinde esas olarak, "180-Gelecek Aylara Ait Giderler" ve "280-Gelecek Yıllara Ait Giderler" hesapları kullanılmaktadır. Pasif geçici kıymetlerin muhasebeleştirilmesinde ise “380 Gelecek Aylara Ait Gelirler” ve “480 Gelecek Yıllara Ait Gelirler”  hesapları kullanılacaktır.

 

İşte Vergi Usul Kanununun 320 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kıstamortisman ayırma işleminde 5. Yılın gideri olarak kayıtlara alınması gereken amortisman tutarının yukarıda açıklamış olduğumuz

 

- Dönemsellik ilkesine ters düşmekle birlikte;

 

- Tahakkuk esasının gereği olarak,

 

- Finansal tabloların şeffaf olması, doğru bilgi sunmasının gereği olarak,

 

- Yukarıda açıkladığımız VUK’da yer alan düzenlemelerin (amir hükümlerin) sonucu olarak,

 

- VUK’a dayanarak çıkarılan Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri yani Tek Düzen Hesap Planı’nda (TDHP) yerini bulan dönem ayırıcı hesapların işlerliği açısından

 

VUK’nun 320. Maddesine göre binek araçların ilk yıl amortismanının tahakkuk ettirilerek aktifleştirilmesi ve 280 hesapta izlenilmesi gereken gider türlerinden birisi olarak kayıt altına alınması gerekir.

 

Yukarıda açıklandığı üzere; aktifleştirme işleminin Tekdüzen Hesap Plan’ında yer alan dönem ayırıcı hesap olan 280 Gelecek Yıllara Ait Giderler Hesabında izlenmeli ve 5.yılın başında 180 hesabaalınmalı ve 5.yılda 12 aylık süre içerisinde her ay (istenildiğinde 4 geçici vergilendirme dönemlerinde eşit miktarlarda) giderlere alınması gerekir.

 

Basit bir örnekle konuyu somutlaştırmak gerekirse:

 

Yabancı bir şirket yurt dışında ürettiği ürünleri Türkiye’de satmak üzere X Dağıtım A.Ş.yi kurmuş ve şirket Yurt çapında dağıtımını yapmakta olduğu ürünlerin pazarlamasını yapacağı elemanlarına 30.06.2014 tarihinde tescil edilen beheri KDV dahil  100.000.-TL ye 50 adet binek araç satın almıştır. Şirket bu araçların KDV ve ÖTV tutarlarını taşıtların maliyetine almayı tercih etmiştir.

 

Taşıtların Aktife Alınışına İlişkin İlk Muhasebe Kaydı:

 















HESAP KODU VE ADIBORÇ TUTARI (TL)HESAP KODU VE ADIALACAK TUTARI (TL)
 254- Taşıtlar5.000.000. - 320- Satıcılar5.000.000.-

30.06.2014 Tarihi itibariyle ilk yıl Amortisman Kaydı:
























HESAP KODU VE ADIBORÇ TUTARI (TL)HESAP KODU VE ADIALACAK TUTARI (TL)
760- Pazarlama Satış Dağıtım Gid. (06/201483.333,33 257-Birikmiş Amortisman1.000.000
180- Gelecek Aylara  Ait Gid. (07-12/2014)499.999,99 

 
280-Gelecek Yıllara Ait Giderler (2018 yılı)416.666,66

2018 Hesap Yılı Başında (5. Yılda) Yapılması Gereken Muhasebe Kaydı:















HESAP KODU VE ADIBORÇ TUTARI (TL)HESAP KODU VE ADIALACAK TUTARI (TL)
180- Gelecek Aylara  Ait Giderler416.666,66280-Gelecek Yıllara Ait Giderler (2018 yılı)416.666,66

Birinci Geçici Vergilendirme Döneminde (31.03.2018) Yapılması Gereken Muhasebe Kaydı:















HESAP KODU VE ADIBORÇ TUTARI (TL)HESAP KODU VE ADIALACAK TUTARI (TL)
760- Pazarlama Satış Dağıtım Giderleri104.166,66180- Gelecek Aylara  Ait Giderler104.166,66

İkinci Geçici Vergilendirme Döneminde (30.06.2018) Yapılması Gereken Muhasebe Kaydı:















HESAP KODU VE ADIBORÇ TUTARI (TL)HESAP KODU VE ADIALACAK TUTARI (TL)
760- Pazarlama Satış Dağıtım Giderleri104.166,66180- Gelecek Aylara  Ait Giderler104.166,66

Üçüncü Geçici Vergilendirme Döneminde (30.09.2018) Yapılması Gereken Muhasebe Kaydı:















HESAP KODU VE ADIBORÇ TUTARI (TL)HESAP KODU VE ADIALACAK TUTARI (TL)
760- Pazarlama Satış Dağıtım Giderleri104.166,66180- Gelecek Aylara  Ait Giderler104.166,66

Dördüncü Geçici Vergilendirme Döneminde (31.12.2018) Yapılması Gereken Muhasebe Kaydı:















HESAP KODU VE ADIBORÇ TUTARI (TL)HESAP KODU VE ADIALACAK TUTARI (TL)
760- Pazarlama Satış Dağıtım Giderleri104.166,66180- Gelecek Aylara  Ait Giderler104.166,66

Abdulvahap BULUT
YMM
vahapbulut@yahoo.com

kaynak :http://www.alomaliye.com/2014/abdulvahap-bulut-binek-arac-ilk-yil-amortisman-muhasebe-kaydi.htm

Üstüne Kuş Konduran Özelge!

Üstüne Kuş Konduran Özelge!


Türkçede çok güzel bir deyim var, “Üstüne kuş kondurmak” diye. Çoğunlukla olağanüstü, o ana kadar görülmemiş bir şey yapılan durumlarda kullanılıyor. İşte bugünkü yazımız tam da bu deyime uygun bir içerik taşıyor. Ama bir farkla! Kimilerinin “üstüne kuş kondurduğunu” düşündüğü durum, bize göre, tersi bir deyimle açıklarsak; “üstüne tuz biber ekilen” yani kusuru artıran bir sonuca yol açıyor. 
Gelelim olaya. Konu, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın yeni bir özelgesiyle ilgili. 
Özelge bilindiği gibi “bir konudaki görüşü ve yapılması gereken uygulamayı bildiren yazı” anlamına geliyor. Anımsanabileceği gibi, daha önce bu satırlarda önemli örneklerine yer verdik ve özellikle kanuna aykırı özelgeler konusuna dikkat çekmeye çalıştık. 
6009 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 2010 yılından beri ise, “özelgeler artık özel değil” diye belirttik. Anılan kanun ile yapılan düzenlemeler sonrasında, vergi inceleme elemanları özelgelere uymak, rapor değerlendirme komisyonları da özelgeleri dikkate almak zorunda. 
Böyle olunca, özelgeler hukuki yaptırımı ve önemi daha güçlü belgeler haline geliyor. Gelir İdaresi Başkanlığı’nda bir ekip tarafından hazırlanıyor ve uygulamayı şekillendiriyor. Ancak özelgeler, kesinlikle kanuna aykırı olmamak ve kanunun önüne geçmemek zorunda. 
Eğer özelge kanunun önüne geçerse, yasama yetkisi Gelir İdaresi bürokratlarına devredilmiş olur, kanun anlamsızlaşır. Bu açıdan değerlendirildiğinde özelgelerin kanuna uyumlu olması gereği bir kere daha gözler önüne çıkar.

Çelişki denizi 
Gelelim bu konuda son yaşanan örneğe. Gelir İdaresi Başkanlığı 2 Nisan 2014 tarihinde verdiği 725 sayılı özelgesinde, işverenlerce ödenen şahıs sigorta primlerinin, işverenler tarafından doğrudan giderleştirilemeyeceği, ücret olarak kabul edilip giderleştirilebileceği, yani üzerinden ücret stopajı yapıldıktan sonra gider olarak dikkate alınabileceğini belirtiyor. 
Oysa ki Gelir Vergisi Kanunu’nun indirilebilecek giderleri düzenleyen 40. maddesinin 2 numaralı bendinde, hizmetli işçilerin, sigorta primlerinin gider olarak dikkate alınabileceği belirtilmiş. Bunun tek şartı olarak da bu primlerin geri alınmamak üzere Türkiye’de kain sigorta şirketlerine ödenmiş olması istenmiş. 
Yani; kanun çok net ve yalın: Çalışanlar için işverenler tarafından ödenen sigorta primleri, sigorta şirketinin Türkiye’de olması ve ödenen primlerin geri alınmaması şartıyla gider yazılabilir.

Açık yetki aşımı… 
Oysa görüyoruz ki, özelge bu hükmü dikkate almıyor. Ödenen sigorta primlerinin ücret olarak kabul edilmesini ve ücret olarak vergilendirildikten sonra gider olarak dikkate alınmasını istiyor. 
Anlaşılabileceği gibi ilgili özelge de kanuna aykırı örneklerden biri. Kanun sigorta şirketlerine ödenen primlerin gider yazılacağını söylerken özelge bu hükmün uygulanmasını engelliyor. Yani özelge, kanun koyucunun iradesinin önüne geçiyor. Yani bürokrasi yasama görevini üstleniyor. İşte bunun önüne geçmemiz ve kanun koyucunun iradesinin bürokrasi ile engellenmesini önlememiz lazım. 

SOSYAL GÜVENLİK
 İhbar Tazminatı Ne Zaman Ödenir?

Çalışanlar, iş sözleşmesi sona erdirildiğinde ihbar tazminatı veya ihbar süresinde günde iki saat iş arama izni kullanma hakkına sahip olur. İş Kanunu’nda ise, işverenin işçinin ihbar sürelerine ait ücretini peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebileceği belirtilir. Ancak, bu durumda da bildirim süresi, işçinin çalıştığı sürenin hesabında göz önünde tutulur.
Yargıtay ise, işverenin ilgili bildirimiyle akdin derhal sona ereceği görüşünde. Yargıtay’ın bu görüşü, bildirim süresinin hesaba katılmaması, bu süre içinde kazanılacak ikramiye, kıdem tazminatı, toplusözleşme zammı, yıllık ücretli izin gibi haklardan işçinin yoksun bırakılması ve böylece sadece işverene tanınan bir seçeneğin işçinin zararına kullanılması sonucuna yol açar.
Bu durum doğal ki, “işçinin korunması ilkesi”yle bağdaşmaz. Yargıtay da son zamanlarda verdiği bazı kararlarda, bildirim süresine ilişkin ücretin peşin ödenmesi halinde işçinin bu süredeki haklarının da tanınmasıyla derhal işten çıkarılabileceği görüşünü kabul eti. İhbar tazminatına esas olacak ücretin hesabında ise, ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün sözleşmeden ve kanundan doğan menfaatların da göz önünde tutulması gerekir.
Bildirim süresini beklemeksizin işçinin iş sözleşmesinin sona erdirilmesi durumunda, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte işçi ihbar tazminatına hak kazanır ve derhal ödenmesi gerekir. Yani diğer bir deyişle ihbar tazminatının senetle, çekle veya vade ile ödenmesi uygulaması yoktur.

SORU- CEVAP
Öğrenim Yardımından SGK Primi Kesilir?

Şirketimiz, çalışanlarının
okuyan çocukları için, bordrolara koyarak yarım asgari ücret öğrenim yardımı verecek. Bu ödemeden SGK primi kesilir mi? Ali Ekber Candan

Sigortalılara öğrenim gören çocukları nedeniyle ödenen eğitim ve öğretim yardımından sigorta primi kesintisi yapılır. Ayrıca vergi kesintisine de tabi tutulur.

Sorularınız için malicozum@ismmmo.org.tr adresine mail atabilirsiniz. Tüm sorular e-posta ile tek tek cevaplanacaktır.  

Yahya Arıkan

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/100223/Ustune_Kus_Konduran_Ozelge_.html#

Akıllı Yazar Kasa Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Akıllı Yazar Kasa Hakkında Bilinmesi Gerekenler

1- Akıllı Yazar Kasa Nedir ?

Gelir İdaresi Başkanlığının 21.03.2012 tarihli yayınladığı '' yeni nesil ödeme kaydedici cihazlar teknik kılavuzu ''ve Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunla İlgili Genel Tebliğ(Seri No: 69)  ile Gelir İdaresi Başkanlığı kamuoyunu bu konuda bilgilendirmiş ve internet bağlantılı yeni nesil ÖKC kullanılması zorunluluğunu açıklamıştır. İşte bu doğrultuda akıllı yazarkasalar; çoklu ortak pos kombinasyonu entegre edilmiş IP tabanlı iletişim yapısı sayesinde sürekli olarak Maliye Bakanlığı ve bankalar ile veri alışverişi sunan yeni nesil ödeme kaydedici cihaz olarak ortaya çıkmıştır.

Özel maliyet bedeli–vergilemede özellikli durumlar

Özel maliyet bedeli–vergilemede özellikli durumlar
 Geçen hafta yazımızda, kiralanmış gayrimenkullerde özel maliyet bedeli ve vergileme konusu genel uygulama olarak ele alınmıştı. Bu gün yazımızda özel maliyet bedeli konusunda vergileme ile ilgili özellik arz eden bazı konuları ele alacağız. Bilindiği gibi, Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 272’nci maddesine göre, gayrimenkulü genişletmek veya iktisadi kıymetlerini devamlı olarak artırmak amacıyla yapılan giderler, gayrimenkulün maliyet bedeline eklenir. Belirtilen nitelikteki giderler, kira ile tutulan gayrimenkullerde, kiracı tarafından yapıldığında, özel maliyet bedeli olarak aktifl eştirilir ve kira süresine bağlı olarak itfa edilmek suretiyle gider yazılır. 


Özel maliyet bedeli ve kiraya veren yönünden vergileme durumu 

● Gelir ve kurumlar vergisi Gelir Vergisi Kanunu’nun 72’nci maddesinde, kiracı tarafından gayrimenkule eklenen kıymetlerin, kira müddetinin sonunda bedelsiz olarak kiralayana devrolunması halinde, anılan kıymetlerin bu tarihte aynen tahsil edilmiş kira hükmünde olduğu belirtilmiştir. Kiralayana yapılan ilave değerlerin devrinin düşük bir bedel karşılığında yapıldığı hallerde, devir bedeli ile emsal bedeli arasındaki fark olması durumunda ,aradaki fark aynı şekilde değerlendirilir. 

Başlangıçta, sözleşme ile belirlenen kira süresinin sonradan uzatılması halinde, irat sahibi fiilen tasarruf imkânına kavuşmamakla birlikte, yapılan ilâve kıymetler başlangıçta tespit edilen kira süresinin dolduğu tarihte aynen tahsil edilmiş kabul edilmektedir. Danıştay Dördüncü Daire’nin konu ile ilgili kararları da bu yöndedir. 


Kiracı tarafından, kira süresinin sonunda bedelsiz olarak veya düşük bedelle mal sahibine devredilen kıymetler 

Kiracı tarafından, gayrimenkulü genişletecek veya iktisadi değerlerini devamlı şekilde artıracak şekilde gayrimenkule ilave edilen kıymetler, kira süresinin sonunda, bedelsiz olarak kiralayana devir olunduğunda mezkûr kıymetler kiracı tarafından bu tarihte aynen tahsil edilmiş kira bedeli sayılır. Devir karşılığında bir bedel ödendiği ve bu bedel, kıymetlerin emsal bedelinden düşük olduğunda, aradaki fark, keza aynen tahsil edilmiş kira hükmündedir. Örneğin, beş yıl süre ile kiralanan kalorifersiz bir gayrimenkule kalorifer ve doğal gaz tesisatı yaptırılması halinde ilave edilen kıymetin beş yıllık kira süresi sonunda kiralayana bedelsiz veya düşük bedelle tesliminde kiralayan için bir gelir doğup doğmadığını irdelemek gerekir. 


● Kiracı beşinci yılın sonunda gayrimenkulü boşaltmış, kat kaloriferi ve doğal gaz tesisatını bedelsiz olarak mal sahibine devretmişse devir tarihi itibariyle, emsal bedelinin, takdir komisyonuna takdir ettirilmesi ve bulunacak değerin o dönem kira gelirine dahil edilmesi gerekir. Değerin 10 bin lira olarak takdir edildiği kabul edilirse, bu bedelin, bir taraftan dönem kira gelirine dahil edilmesi; öte yandan ,gayrimenkul maliyetinin bir unsuru olarak devir alındığı tarihten itibaren, amortismana tabi tutulması gerekir. 


● Kat kaloriferi ve doğal gaz tesisatı şeklindeki ilâve kıymetin devir karşılığında mal sahibi kiracıya 10 bin lira ödemişse; bu durumda tahsil edilmiş bir kira gelirinden söz edilemez. Ancak, 10 bin liralık bedel, binanın maliyetine maliyet unsuru olarak eklenmek suretiyle, gene amortismana tabi tutulabilecektir. 


● Devir dolayısı ile kiracıya, örneğin 5000 lira ödenmiş ise, on bin liralık bedel ile aradaki fark ilgili dönemde aynen tahsil edilen kira bedeli olarak kira bedeline eklenir. Kiraya verilen binanın maliyetine eklenen on bin lira ile birlikte oluşan yeni maliyet üzerinden amortisman ayrılır. 


Kiracı ve kiralayanın ticari, zirai ve mesleki kazanç sahibi olmaları veya olmamaları ya da kurumlar vergisi mükellefi olmaları halinde, ayın olarak tahsil olunan kira bedelinin gelir/ kurumlar vergisi yönünden vergilendirilmesinde farklı durumlar ortaya çıkmaktadır. Katma Değer Vergisi Kanunu uygulaması yönünden de farklılıklar bulunmaktadır. 


Gayrimenkul sermaye iradı sahibi gerçek kişiler 

Hem kiracının hem de kiralayanın (mal sahibi) ticari, zirai faaliyet veya serbest meslek faaliyeti bulunmaması ve kiralamanın bu çerçevede yapılmamış olması halinde, kiracı tarafından bedelsiz veya düşük bedelle kiralayana bırakılan iktisadi kıymetin değerinin takdir komisyonunca takdir edilmesi, takdir edilen bedelin kiralayan tarafından gayrimenkul sermaye iradı olarak ilgili yıl geliri olarak beyan edilmesi gerekir. 


Kiralanan gayrimenkullerin iktisadi işletme aktifine dahil olması 

Kiralanan şeyin iktisadi bir işletmenin aktifine kayıtlı olması ve kiracının gerçek usule tabi ticari kazanç sahibi (veya kurum) olması halinde kiralayana ayın şeklinde bedelsiz olarak bırakılan şeyin emsal bedeli üzerinden kiralayanın kiracı adına fatura düzenlemesi ve katma değer vergisi hesaplaması gerekir. Kiralayan söz konusu bedeli kira geliri olarak kaydedecek, hesaplanan KDV’ni de beyan edecektir. Kiracı ise ödediği katma değer vergisini indirim konusu edecek olup, faturada gösterilen emsal bedeli kayıtlarında gider olarak göstermeyecektir. Çünkü söz konusu bedel, kiracı tarafından amortisman yoluyla veya doğrudan gider olarak daha önce değerlendirilmiştir. 

Bu gibi durumlarda faturanın kiracı tarafından düzenlenmesi gerektiği şeklinde görüşler bulunmaktadır. Ancak, hem kiracı hem de kiralayanın iktisadi işletme yada kurum olmaları halinde kiralayanın kiralama işlemi, kiracının ise özel maliyet bedeli niteliğinde, bedelsiz iktisadi kıymet teslimi işlemi dolayısıyla fatura düzenlemesi gereği doğmaktadır. 


Kiracı tarafından kiralayana bedelsiz veya düşük bedelle devredilen tesislerin bedelleri stopaja tabi midir? 

Söz konusu tesisatın bedellerinin ayni ödeme olması nedeniyle, GVK’nın 94’üncü maddesi uyarınca stopaja tabi olmaması gerektiği öne sürülmektedir. Bu görüşe göre, Gelir Vergisi Kanunu’nun 72’nci maddesinde, kiracı tarafından gayrimenkulü genişletecek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artıracak şekilde gayrimenkule ilave edilen kıymetlerin kira müddetinin sonunda bedelsiz olarak (veya düşük bedelle) kiralayana devir olunması halinde bu kıymetin (düşük bedelle devir halinde aradaki farkın), aynen,tahsil edilmiş kira hükmünde olduğu hükme bağlanmıştır. Kanuni ifadesiyle burada da bir ayni ödeme bulunmakla beraber, stopaj yapılması söz konusu olamaz. Stopaj istihkak sahibine yapılacak ödemenin bir kısmının vergi olarak alıkonarak, onun hesabına vergi dairesine yatırılmasını ifade eder. Gayrimenkulü genişletecek veya kıymetini artıracak şekilde kiracı tarafından yapılmış olup mal sahibine devredilen tesislerin ise “bir kısmının alıkonması” mümkün değildir. Verginin buna ayrıca ilave edileceği şeklindeki bir düşünüş ise, olayın yapısına uymaz; fiktif, gerçek olmayan vergilemeye yol açar. Bu nedenle kiracının yaptığı değer artırıcı tesislerin mal sahibine devrinin stopaja yol açacağı mümkün sayılmamak gerekir. 

Diğer görüşe göre, kiralanan gayrimenkulün değerinde artış yaratan ,kiracının yaptığı tesisatın süre sonunda, kiracıya devrinde, devir tarihi itibariyle, kiralayan tarafından ayın olarak tahsil edilmiş kira bedeli tahsili söz konusu olacak, kiracının kayıtlarında hesaben ödeme olarak yer alacak bu ödemeler üzerinden %20 oranında, kira stopajı yapılması gerekecektir. Gelir idaresince verilen özelgelerde bu yönde görüşlere yer verilmiştir. Ticari, mesleki ve zirai faaliyetleri nedeniyle mükellef olan ve defter tutanlara yapılan ödemelerden dolayı gelir vergisi stopajı yapılması söz konusu değildir. 


Katma değer vergisi 

Kiracını değer artırıcı nitelikteki özel maliyet bedelleri, kiracı işletmelerin aktifl erinde kayıtlı iktisadi kıymetlerdir. İşletmeler bu kıymetleri kira süresi sonunda kiralayana devrettiklerinde KDV hesaplamaları gerekmektedir.. Çünkü bu işlem, işletme faaliyeti çerçevesinde yapılan bir teslimdir. Kiracı, özel maliyet bedeli konusu iktisadi kıymeti kiralayana devrettiğinde fatura düzenleyecek ve KDV hesaplayacaktır. Bedel karşılığında yapılan devirlerde söz konusu bedel kiracı için gelir olacaktır. Devir işleminin bedelsiz gerçekleşmesi durumunda, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 27 ve VUK’un 267. maddeleri uyarınca, devir olunan iktisadi kıymetin emsal bedelinin tespiti gerekecektir. Bu kıymetlerin emsal bedelinden düşük devredilmesi durumunda ise emsal bedeli ile devir bedeli arasındaki fark bedelsiz devir sayılır. 

Kiracıya bedelsiz olarak devredilen iktisadi kıymetin emsal bedeli KDV ve gelir vergisi stopajı öncesi net değer olacak ve bu vergilerin hesabında brütleştirme yoluna gidilecektir.

AKİF AKARCA / DR.MEHMET ŞAFAK / DÜNYA

25 Temmuz 2014 Cuma

Yurt Dışında Banka ve Sigorta Kurumlarına Ödenen Faizlerde Vergi Avantajları

Yurt Dışında Banka ve Sigorta Kurumlarına Ödenen Faizlerde Vergi Avantajları

Ülkeler arasındaki ticaret bariyerlerinin özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında Birleşmiş Milletlerin kurulması sonucunda kaldırılması kararlaştırılmıştır. Buna bağlı olarak “Uruguay Round” görüşmeleri sonucunda Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Anlaşması (GATT) 1947 yılında imzalanarak 1948 yılında yürürlüğe girmiştir. 1995 yılına kadar söz konusu GATT uluslararası ticaretin serbestleştirilmesinde tek anlaşma olmuş ve ardından 1995 yılında Dünya Ticaret Örgütü’nün 1995 yılında hayata geçmesi ile uluslararası ticaretin serbestliği DTÖ tarafından sağlanmaya çalışılmıştır. Yine aynı dönemde hizmetlerin serbestisine yönelik GATs’ın imzalanması ve ardından hızlı bir şekilde gelen uluslararası çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları (ÇVÖA), yatırımların karşılıklı teşviki anlaşmaları (YTK) ve doğu bloğunun yıkılması sonrasında ticari anlamda hemen hemen tüm Dünya’nın tek bir ülke haline dönüştüğünü söylemek yanlış olmaz. 

24 Temmuz 2014 Perşembe

Pırlantaya Hücum!

Pırlantaya Hücum!

Uzun bir süredir gündemde olan Torba Yasa Tasarısı’nda kamuoyu çoğunlukla affın üzerine odaklandı. Biz de bu köşeden “Kapsamda neler var neler yok” diye takip ettik. Oysa beklediğimiz kanun sadece afla sınırlı değil. Yine kocaman bir torba var, içine de her şey doldurulmuş gibi. 
Yaklaşık bir aydır Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen torba tasarı bilindiği gibi Meclis Genel Kurulu’na geldi. 
Artık aftan bahsetmek çok mümkün gözükmüyor. Torbada yer alan vergi borcu ve sigorta prim borcu ile ilgili düzenlemeler af düzenlemeleri değil. Bu düzenlemeleri “taksitlendirme” olarak nitelendirmek daha doğru. 
Torbadaki taksitlendirme düzenlemeleri dışında vergisel konularda irili ufaklı pek çok düzenleme var. Affa konsantre olduk, bunları unuttuk. Bakın bu af dışındaki bu vergisel düzenlemeler neler?

Pırlantaya KDV ve ÖTV geliyor 
Halen, ekmek ve su gibi en temel gıda maddelerinde bile katma değer vergisi (KDV) var. Ancak, kıymetli taş teslimlerinde KDV yok. İşte torba tasarı ile bu haksızlık ortadan kaldırılıyor. Elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet ve inci teslimlerinde uygulanan KDV istisnası kaldırılıyor. İstisna, bu taşların, Sermaye Piyasası Kanunu’na göre Türkiye’de kurulu borsalarda işlem görmek üzere ithali, borsaya teslimi ve borsa üyeleri arasında el değiştirmesi ile sınırlandı. 
Düzenleme sadece bununla kalmıyor. Gümüşten ve altından mamul pırlantalı ziynet eşyaları ÖTV kapsamına alınmakta. Kanuni oran olarak da yüzde 20 öngörülmekte. Yani, pırlanta alacaklar elini hızlı tutmalı, yoksa yaklaşık yüzde 38 vergi geliyor.

Diğer düzenlemeler neler? 
Tespitimize göre öne çıkan düzenlemeleri altı başlıkta toplamak mümkün. Başlayalım... 
1- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan süresiz çalışma izni verilen yabancılara ikamet tezkeresinin harç ödenmeksizin verilmesi harçtan muaf hale getiriliyor. 
2- Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu hükümlerine göre meslek mensuplarının üyesi oldukları odalara olan aidat borçları yapılandırılıyor. 
3- Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalara ve Borsalar Kanunu kapsamındaki oda ve borsalara ait aidat borçları yeniden yapılandırılıyor. 
4- Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamındaki esnaf ve sanatkârların üyesi oldukları birlik ve federasyonlara olan aidat borçları yeniden yapılandırılıyor. 
5- Yeminli mali müşavirlerin sorumlulukları için yeni bir düzenleme yapılıyor. Buna göre, yeminli mali müşavirlerin savunmaları alınmadan sorumlu tutulmaları mümkün olmayacak. 
6- Ar-Ge faaliyetinde istihdam edilen personele uygulanan sigorta prim desteği için gerekli olan 5 yıllık istihdam süresi zorunluluğu kaldırılıyor. 
Evet görüldüğü gibi torba büyük olduğu kadar “derin” de. Meclis’teki tartışmaların bitip kanun tasarısının yasalaşması bekleniyor. Bekleniyor çünkü ancak bu sayede birçok şey daha iyi anlaşılacak. Aynı ataların, “ağızdan çıkan bir söz artık gizli kalmaz” anlamında sıkça kullandığı “Laf torbaya girmez” sözündeki gibi. Dünden bugüne tek fark ise bugün sözlerin umulandan daha da fazlasıyla torbaya giriyor olması heralde…

SOSYAL GÜVENLİK
Kıdem tazminatı tavanı arttı mı?

Çalışanların İş Kanunu’ndan doğan en önemli haklarından birisi de kuşkusuz kıdem tazminatı.
1475 sayılı kanunda gösterilen bazı fesih hallerinde en az bir yıllık çalışması olan işçiye veya işçinin vefat etmesi halinde de bu işçinin hak sahiplerine işveren tarafından ödenen para, kıdem tazminatını tanımlıyor. Kıdem tazminatı verilebilmesinin çeşitli şartları mevcut. Öncelikle işçinin iş kanununa tabi olması, işçinin aynı işyerinde veya aynı işverenin değişik işyerlerinde iş sözleşmesinin en az bir yıl çalışmış olması ve iş sözleşmesinin, mutlaka kanunda gösterilen sebeplerden birisi ile feshedilmesi gerekiyor.

Tavan tutar hesabı
1475 sayılı İş Kanunu, ödenecek kıdem tazminatının bir yıllık miktarını, en yüksek devlet memuruna, yani Başbakanlık Müsteşarı’na ödenen bir yıllık emeklilik ikramiyesi tutarı ile sınırlandırmış.
Memur maaş katsayısına bağlı olan kıdem tazminatı tavan oranı ise sürekli değişiyor. Bilindiği gibi her yıl 1 Ocak ve 1 Temmuz tarihlerinden geçerli olmak üzere yılda iki defa memur maaş artışları yapılmaktaydı. Bu yıl ise 1 Ocak 2014 tarihi itibarıyla kıdem tazminatının tavanı yılbaşından, 31 Aralık 2014 dönemine kadar 3 bin 438 lira 22 kuruş. Kıdem tazminatı tavanı ile ilgili memur maaş katsayılarında herhangi bir güncelleme yapılmadığı takdirde bu rakam yıl sonuna kadar uygulanmaya devam edecek. Yani hesaplar buna göre yapılmalı.

SORU- CEVAP
İşçi MobBinge Karş ı Hangi Haka Sahip ?
Çalıştığım şirkette sürekli
hakaret edilerek ve ağır işler yaptırılarak istifaya zorlanıyorum. Yasal olarak hangi haklara sahibim? Ekrem Doğu


Maruz kaldığınız durum “mobbing”, yani psikolojik taciz olarak adlandırılmakta. Mobbinge maruz kalan işçilerin üç temel hakkı var. Buna göre; isterseniz, iş sözleşmesini haklı nedene dayanarak feshedebilir, belli şartlarda ayrımcılık tazminatı isteyebilir ve Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanunu’na göre tazminat isteyebilirsiniz.
Ayrıca mobbinge uğrayan işçi, mobbing yapan yöneticiyi de dava edip manevi tazminat talebinde bulunabilir. Deneyimli ve uzman bir hukukçudan destek almanızda yarar var.  

Sorularınız için malicozum@ismmmo.org.tr adresine mail atabilirsiniz. Tüm sorular e-posta ile tek tek cevaplanacaktır.

Yahya Arıkan

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/98291/Pirlantaya_Hucum_.html#

Kiralanmış Gayrimenkullerde Özel Maliyet Bedeli Ve Vergileme

Kiralanmış Gayrimenkullerde Özel Maliyet Bedeli Ve Vergileme

Vergi Usul Kanunu’nun değerleme ile ilgili hükümlerine göre, normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında, gayrimenkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak amacıyla yapılan giderler, gayrimenkulün maliyet bedeline eklenir. 

Muhtaç Yaşlılar Ve Engelliler 2014 İkinci Yarısında Maaşlarına Artış Beklemesin

Muhtaç Yaşlılar Ve Engelliler 2014 İkinci Yarısında Maaşlarına Artış Beklemesin
2022 Sayılı Kanun ile Primsiz Ödemeler adı altında 65 yaşını doldurmuş muhtaç yaşlılara ve engelli vatandaşlarımıza her yıl bütçe kanununda belirlenen katsayılar doğrultusunda 657 tabi devlet memuru katsayı ile çarpılarak 3 aydan 3 aya maaş bağlanır.

65    Yaş Yaşlılık  Aylığı

MUHTAÇLIK SINIRI ALTINDA YAŞAN ENGELLİ VE GÜÇSÜZLER

 

MUHTAÇLIK SINIRI ALTINDA YAŞAN ENGELLİ VE GÜÇSÜZLER


I. GİRİŞ


Sosyal ve ekonomik açıdan zayıf ve güçsüz olan kesimlerin başında yaşlı ve engelli vatandaşlarımız yer almaktadır. Bu insanlarımızı koruyup kollamak devletin anayasa ile hüküm altına aldığı asli görevlerindendir. Anayasamızın 2. Maddesinde de belirtildiği gibi Türkiye bir “Sosyal Devlet” tir. Sosyal devlet, ekonomik bakımdan zayıf kesimlere yaptığı yardımlar ile sosyal adaleti tesis ederek, insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyini sağlamakla yükümlüdür.


Sosyal Devlet ilkesi gereği, ekonomik olarak yoksulluk sınırı altındaki vatandaşlar için primsiz ödemeler olan sosyal yardımlar kapsamında 2022 sayılı kanunla, muhtaçlık sınırının altında geliri olan engelliler ile kimsesiz ve güçsüz 65 yaş üstü vatandaşlara maaş bağlanmasına dair esaslar düzenlenmiştir.


II. KİMLER BU KAPSAMDADIR


Her türlü gelirler toplamı, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden az olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olmayanlardan muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş vatandaşlar,


65 yaşını doldurmamış olmasının yanı sıra tüm vücut fonksiyonlarını % 70 ve üzerinde kaybeden ve başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduklarını tam teşekküllü hastaneden alınacak sağlık kurulu raporu ile kanıtlayanlar,


18 yaşını doldurmuş; her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden az olduğu ya da aynı tutardan fazla gelir sağlamasının mümkün olmadığı tespit olunarak muhtaçlığına karar verilenler,


65 yaşını doldurmamış olmasının yanı sıra alınacak sağlık kurulu raporu ile toplam olarak % 40 ila % 69 arası engelli olduklarını kanıtlamış, 18 yaşını doldurmuş ve talebine rağmen Türkiye İş Kurumu tarafından işe yerleştirilememiş olan; her türlü gelirler toplamı, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden az olduğu ya da aynı tutardan fazla gelir sağlamasının mümkün olmadığı tespit olunarak muhtaçlığına karar verilenler,


18 yaşını tamamlamamış ve yetkili hastanelerden alınacak sağlık kurulu raporu ile toplam olarak en az % 40 oranında engelli oldukları kanıtlanmış durumundaki engelli yakınlarının bakımını fiilen yürüten, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden daha az olduğu ya da aynı tutardan fazla gelir sağlamasının mümkün olmadığı tespit olunarak muhtaçlığına karar verilenler,


Sosyal güvenlik kurumlarından yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocuklardan engelli olanların, aldıkları aylık veya gelir toplamı tutarları, toplam engel oranlarına göre ödenecek olan aylık tutarından düşük olanlar,


2022 sayılı kanun kapsamındadırlar.


III. KİMLER KAPSAM DIŞINDADIR


Her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden az olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olmayanlar, 2022 sayılı Kanunun uygulanmasında muhtaç sayılır.


Sistem üzerinden yapılan sorgulamalar ve sosyal incelemeden elde edilen verilere göre;


a- Hangi ad altında olursa olsun sosyal güvenlik kurumlarından bir gelir veya aylık hakkından faydalananlar ile isteğe bağlı prim ödeyenler dahil olmak üzere sosyal güvenlik kurumlarına uzun vadeli sigorta kolları kapsamında sigortalı olmayı gerektirecek şekilde bir işte çalışanlar,


b- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanlar,


c- Nafaka bağlanmış veya bağlanması mümkün olanlar,


ç- Herhangi bir şekilde hane içinde kişi başına düşen gelir tutarı, (255,22) TL. tutara eşit veya üzerinde olanlar ile aynı tutara eşit veya üzerinde gelir sağlaması mümkün olanlar,


d- Kamu veya özel kurum ve kuruluşlarda iaşe ve ibateleri dâhil olmak üzere sürekli bakımı yapılan veya yaptırılanlar,


e- Malları ve gelirleri devredilerek bir sözleşmeyle gerçek veya tüzel kişilerce kendilerine bakılanlar,


aylığa hak kazanamaz.


IV. AYLIK BAĞLAMA ŞARTLARI


2022 sayılı kanuna göre aylık bağlanması için aranan şartlar, 65 yaşını doldurmuş bulunma, kimsesiz olma, çalışma gücünden yoksun olma, muhtaç durumda bulunma, Türk vatandaşı olma ve başvuruda bulunma şeklinde sıralanabilir.


1- 65 Yaşını Doldurmuş Olma


2022 sayılı kanundan sağlanan yardımlardan faydalanmak için 65 yaşını doldurmuş olmak ve muhtaç olmak gerekiyor.


Kanunda belirtilen yaş sınırının iki istisnası bulunmaktadır. Buna göre, 65 yaşını doldurmadığı halde başkasının yardımı olmadan hayatını devam ettiremeyecek derecede engelli olduğunun tam teşekküllü bir hastaneden alınacak sağlık raporuyla kanıtlayanlar ile 65 yaşını doldurmamış olmakla beraber, başkalarının desteği olmadan hayatını devam ettiremeyecek şekilde malül olanlar ile çalışma gücünü önemli ölçüde kaybetmiş ve durumuna uygun bir işe yerleşmemiş olan engelli Türk vatandaşlarına da 2022 sayılı kanun hükümlerine göre aylık bağlanır.


2- Kimsesiz Olma


Kimsesiz olma; kendisine bakmakla yükümlü kimsenin olmamasıdır. Ayrıca kendisine nafaka vermekle yükümlü olan hısımları bulunanlara nafaka bağlanmadıkça 2022 sayılı kanuna göre kimsesiz sayılırlar. Bununla birlikte kocası, hükümlü, gaip veya akıl hastası olmayan evli kadınlar, 18 yaşından küçük anası ve babası olan çocuklar, güçsüzler yurdunda parasız bakılanlar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne verilmiş olan 18 yaşından küçük çocuklar, huzur evlerinde ücretsiz bakılanlar, ölünceye kadar bakma akdi uyarınca kendilerine bakılanlar, ceza ve tevkif evlerindeki tutuklu ve hükümlüler ve diğer özel kanunlara göre bakım altına alınanlar, kendilerine kanunen bakmakla yükümlü kimseleri olduğu için kimsesiz sayılmazlar.


3- Çalışma Gücünden Yoksun Olma


18 yaşından büyük, 65 yaşından küçük olan ve engel durumuna göre toplam engel oranı % 40 ile % 69 arasında olanlar “engelli”, Engel durumuna göre toplam Engel oranı % 70 ve üzeri oranda olanlar ise “başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek derecede engelli” olarak kabul edilir. Bu durumdaki engellilerin, tüm vücut fonksiyonlarını kaybetme oranlarını tam teşekküllü resmi hastane sağlık kurulu raporu ile belgelendirmeleri gerekir.


4- Muhtaç Olma


Her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden az olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olmayan kimseler muhtaç kabul edilmiştir. Muhtaçlık sınırı belirlenirken asgari ücretin net tutarı esas alınmıştır. Yine kişi başına düşen geliri asgari ücretin netinin 1/3’ünden (255,22) TL. fazla olanlar muhtaç sayılmamaktadır.


2022 sayılı kanuna göre muhtaç kabul edilme koşulu ile 65 yaşını doldurmuş yaşlılar, 18 yaşından büyük engelliler ve kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını doldurmamış engelli yakını bulunan Türk vatandaşlarına aylık bağlanmaktadır.


Ayrıca, muhtaçlığına karar verileceklerin; muhtaçlık sınırına eşit veya üzerinde nafaka almaması, nafaka bağlanmakla birlikte nafaka yükümlüsünün 2022 sayılı kanuna göre aldığı aylık hariç olmak üzere ilgiliye ayırabilecekleri yardım miktarının muhtaçlık sınırına eşit veya üzerinde olmaması, ticari, zirai, serbest meslek kazancı, ücret, menkul, gayrimenkul sermaye iradı, diğer kazanç irat ve benzeri gelirlerinin olmaması, tarımsal destek gelirlerinin olmaması, tedavi kapsamında yapılan yardımlar hariç olmak üzere, sosyal hizmetler müdürlüklerinden, vakıflar genel müdürlüğünden, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarından veya mahalli idarelerden ödenen muhtaçlık sınırına eşit veya üzerinde nakdi yardım almaması gerekir.


Muhtaçlık, aylık başvurusunda bulunanların “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine” (ADNKS) kayıtlı oldukları adreslerin bağlı olduğu il veya ilçe Sosyal Yardımlaşma Vakıflarından alacakları “muhtaçlık belgesi” ile kanıtlanır.


V. AYLIK BAĞLANMASI


2014 yılı 2022 sayılı Kanuna göre aylık bağlananlar için uygulanacak gösterge rakamı 1.620 olarak belirlenmiş olup, yine gösterge rakamlarının aylık tutarlara çevrilmesinde uygulanacak aylık katsayısı 0,076998 olarak kararlaştırılmıştır. Bu bağlamda ilgililere 01.01.2014 ila 30.06.2014 devresi için 1.620 gösterge rakamının aylık tutarlarına çevrilmesinde uygulanacak olan 0,076998 ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık bağlanır.


Buna göre 01.01.2014 tarihi itibariyle muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarına, muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe bağlanacak aylık miktarı 1.620 x 0,076998=124,74 TL olarak hesaplanacaktır.


Ayrıca 65 yaşını doldurmamış olmakla birlikte; % 70 ve üzeri tüm vücut fonksiyonlarını kaybedenlere, (başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olanlar) aylık geliri asgari ücretin aylık net tutarının 1/3'ünden az olduğu ya da aynı tutardan fazla gelir sağlamasının mümkün olmayanlara muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (4.860) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır. Bu durumda ilgililere bağlanacak olan aylık miktarı 4.860 x 0,076998=374,21 TL olarak hesaplanacaktır.


Tüm vücut fonksiyonlarını % 40 ile % 69 arasında kaybedenler ile 18 yaşını tamamlamamış engelli yakını bulunanlara ise (3.240) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır. Bu kişilere bağlanacak aylık miktarı da 3.240 x 0,076998=249,47 olarak hesaplanacaktır.


Bunun yanı sıra aylık almaya hak kazanacak şekilde engelli olduğunu belgeleyen ve sosyal güvenlik kurumlarından herhangi birinden malul olmaları sebebiyle yetim olarak aylık ve gelir almakta olan çocuklardan, maddede belirtilen şartları yerine getirenlere, aldıkları aylık veya gelir toplamı durumlarına göre ödenebilecek tutarın altında olması durumunda aradaki fark ilgili sosyal güvenlik kurumu tarafından ödenir. (Birden fazla sosyal güvenlik kurumundan aynı şekilde gelir ve aylık alanlara ise yalnızca tercih edecekleri bir sosyal güvenlik kurumu tarafından fark ödenir.)


Bu şekilde sosyal güvenlik kurumlarından malul olmaları nedeniyle yetim aylığı almakta olan çocukların, 2022 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinden yararlanabilmeleri için tüm vücut fonksiyonlarını, % 70 ve üzerinde (başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek derecede engelli), ya da % 40 ile % 69 arasında (engelli) kaybetmeleri koşullarından birini yerine getirmiş olmaları gerekmektedir.


VI. SONUÇ


Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış veya nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak kaydıyla, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarından, her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden daha az olan ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği aylık bağlanır.


Aylık bağlanmasına esas teşkil eden engellilik oranı değişen kişilerin aylıkları durumlarına göre yeniden tespit olunur. Engellilik oranı, aylık bağlanması gereken oranın altına düşen kişiler ile aylık ortalama gelir tutarından fazla gelir (255,22) TL. elde etmeye başlayan kişilerin aylıkları kesilir.


Mehmet Fatih GELERİ


İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı


fatihgeleri@ikplatform.com


http://www.ikplatform.com/index.php?option=com_content&view=article&id=822:muhtaclk-snr-altnda-yaayan-engelli-ve-guecsuezler&catid=45:mehmet-fatih-geleri&Itemid=124

23 Temmuz 2014 Çarşamba

MALİ TATİL HAKKINDA SGK DUYURUSU


T.C.
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü


23.07.2014

MALİ TATİL HAKKINDA DUYURU

5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanunun 1 nci maddesinin birinci ve altıncı fıkralarına göre 2014 yılında mali tatil, 1 Temmuz Salı günü başlayıp, 27 Temmuz 2014 tarihinde sona ermektedir.

 

Hal böyle olmakla birlikte, 27 Temmuz’un Pazar gününe 28, 29 ve 30 Temmuz günlerinin de Ramazan Bayramına rastlaması nedeniyle, 2014 yılında mali tatil kapsamına giren bildirim ve ödemeler için süre 31 Temmuz 2014 tarihinde sona erecektir.

 

Bu bağlamda, mali tatil kapsamına giren diğer bildirimlerin yanı sıra özel sektör işverenlerince düzenlenen 2014 yılı Haziran ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinin verilme süresi ile muhteviyatı primlerin ödeme süresi de 31 Temmuz 2014 Perşembe günü sona ermektedir.

İşverenlerimize önemle duyurulur.

Ev sahipleri şokta!

Ev sahipleri şokta!
 Belediyelerin; bazı vatandaşlardan, konutlarının brüt değeri üzerinden geriye dönük talep ettiği verginin arka planı ortaya çıktı. YenimahalleBelediyesi Başkan Yardımcısı Hüseyin Boran, bilgisayar destekli otomosyan sistemine geçilmesiyle bütün vatandaşların konutlarına ilişkin verileri görebildiklerini belirterek, "Emekli, engelli ve ev hanımlarına 200 metrekarenin altındaki brüt evleri için vergi muafiyeti tanınıyor. Bu kişiler, hem evlerini düşük beyan ediyor hem de başka yerde evi olduğu halde gizliyordu. Şimdi belediyeler tapu ile otomasyon sistemi aracılığıyla entegrasyon sağlayınca, bunlar ortaya çıkmaya başladı" dedi.

Çalışanlar Gerçek Ücretlerine Sahip Çıkarsa Emeklilikte Rahat Eder

Çalışanlar Gerçek Ücretlerine Sahip Çıkarsa Emeklilikte Rahat Eder

Çalışma hayatı ve sosyal güvenliği yazar iken okurlarımıza ısrarla prime esas kazançlarına sahip çıkmalarını öneriyoruz.
Özellikle yüksek ücret alırken ,asgari ücret düzeyinde SPEK bildirildiğinde ileride düşük emekli aylıkları ile karşı karşıya kalırsınız.

Günümüzde bir çok sigortalının da düşük emekli aylığının almasının asıl nedeni de budur.

İştiraki olan şirketler bu davayı izlemeli

İştiraki olan şirketler bu davayı izlemeli
Tebliğler Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer. İptal edilirse? Vergi mevzuatını Gelir İdaresi Başkanlığı’nın resmi internet sitesinden izleyenler, 2013 yılı sonlarında, bir tebliğinin bir paragrafının başına kısa bir not konulduğunu fark ettiler. Notta paragrafın yürütmesinin durdurulduğu açıklanıyordu. Yürütmeyi durduran karar Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 16.09.2013 tarih ve E:2013/2951 sayılı kararıydı nota göre. 

22 Temmuz 2014 Salı

1.3 milyon Bağ-Kur‘lu TBMM‘ye kilitlendi

1.3 milyon Bağ-Kur‘lu TBMM‘ye kilitlendi
 MECLİS Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildikten sonra Genel Kurul'a sevk edilen ve görüşmeleri süren Torba Yasa Tasarısı'na, Bağ-Kur'luların birikmiş prim borcu ve faizlerine ilişkin ekleme yapılması bekleniyor.

KDV İadelerinde Özel Esaslar

KDV İadelerinde Özel Esaslar

KDV iadeleri konusunda uygulamadaki en ciddi sorunlardan birisi mükelleflerin özel esaslara tabi tutulmasıdır. Zira, vergi daireleri, haklarında, düzenledikleri veya kullandıkları belgelerin gerçek duruma aykırı olduğuna ilişkin rapor veya tespit bulunan aşağıdaki mükelleflerin iade taleplerinin yerine getirilmesi bakımından özel esasları uygulamaktadır.

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Sigortasız işçi SGK’ya başvuracak

Sigortasız işçi SGK’ya başvuracak
Ülkemizin önemli sorunlarından birisi de çalışanların sigorta bildirimlerinin yapılmaması, diğer bir deyişle kayıtdışı çalıştırılmasıdır.

Sigortalılar hizmetlerinin eksik yada hiç bildirilmediğinin tespitini işyerinde çalışırken yada işyerinden ayrıldıktan sonrada İş Mahkemeleri’nden dava yoluyla talep edebilmektedirler. İşyerinde çalışırken dava yoluyla hizmet tespitine başvuran sigortalı yok denilecek kadar azdır. Genellikle sigortalılar çalışırken Alo 170 ya da dilekçe yoluyla SGK’ya hizmetlerinin bildirilmediği yada eksik bildirildiğini ihbar ederken işten ayrıldıktan sonra ise hem ihbar hem de dava açma yoluna başvurmaktadırlar.

Belediyelerden Brüt Şok

Belediyelerden Brüt Şok

BU günlerde, ev sahipleri ilginç bir “şok” yaşıyorlar.

 

Belediyeler;

“Evinizin büyüklüğü, brüt şu kadar metrekare olacaktı. Eksik göstermişsiniz. Geçmiş yıl vergilerini cezayla birlikte ödeyin” diye ihbarname bombardımanına başladı.

KDV Genel Uygulama Tebliği’nin Satır Başları

KDV Genel Uygulama Tebliği’nin Satır Başları

I- GİRİŞ

26.04.2014 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlanan ve 01.05.2014 tarihinden itibaren uygulanmakta olan KDV Genel Uygulama Tebliği ile bu güne kadar yayımlanan 123 adet KDV Genel Tebliğlerini bütünüyle yürürlükten kaldırılmaktadır.

Yeminli mali müşavirin ortağı olduğu şirkete danışmanlık hizmeti veremeyeceği, beyannamelerini imzalayamayacağı ve elektronik ortamda gönderemeyeceği hk.

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

 















BaşlıkYeminli mali müşavirin ortağı olduğu şirkete danışmanlık hizmeti veremeyeceği, beyannamelerini imzalayamayacağı ve elektronik ortamda gönderemeyeceği hk.
Tarih01.07.2014
Sayı11395140-105[Mük 257-2012/VUK-1- . . .]-1751

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; muhasebesi kendi bünyesinde tutulan şirketinizin vergi dairesine verilmesi gereken beyannamelerinin aynı zamanda şirket ortağı da olan danışmanlık hizmeti aldığınız Yeminli Mali Müşavir aracılığıyla gönderildiği belirtilerek, beyannamelerin bu şekilde gönderilmesinin Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğler uyarınca uygun olup olmadığı hususunda görüş istenilmektedir.

            Bilindiği üzere, Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin 4 üncü fıkrası ile beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış olup, bu yetkiye istinaden yayımlanan 340 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “V- ARACILIK YETKİSİ VERİLEN GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLER” başlıklı bölümünde; Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, 3568 sayılı Kanun uyarınca yetki almış olup bağımsız çalışan Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin (meslek mensuplarının), mükelleflerin vergi beyannameleri, bildirim ve eklerini elektronik ortamda göndermelerinin uygun görüldüğü belirtilmiştir.

            Diğer taraftan, 340 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğin “VII. Beyannamelerin İmzalanması ve Diğer Hususlar” başlıklı bölümünde; bu Tebliğ kapsamında gönderilen beyannamenin aynı zamanda; meslek mensubunca da imzalanması gereken bir beyanname olması halinde, e-beyannamenin imzalayan/tasdik eden meslek mensuplarınca gönderileceği belirtilmiştir.

            Öte yandan, Vergi Usul Kanununa mükerrer 227 nci maddesi ile Maliye Bakanlığı, vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibariyle ayrı ayrı uygulatmaya ve buna ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili kılınmış ve bu yetkiye dayanılarak çıkarılan, 4 Sıra No.lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğde konuya ilişkin gerekli açıklamalar yapılmıştır.

            Söz konusu düzenleme çerçevesinde, Bakanlığımızın 16/02/1998 tarihli ve 32/3205-9/5090 sayılı genel yazısında, “Yeminli Mali Müşavirler defter tutma hariç serbest muhasebeci mali müşavirlere tanınan yetkileri haiz olduklarından sözleşme yapmak suretiyle danışmanlık hizmeti verdikleri mükelleflerden beyanname imzalatma zorunluluğu bulunanların beyannamelerini imzalayabileceklerdir.”

            ifadesine yer verilmiştir.

            Bu kapsamda, yeminli mali müşavirlerin sözleşme yapmak suretiyle danışmanlık hizmeti verdikleri mükelleflerden beyanname imzalatma zorunluluğu bulunanların yukarıda belirtilen genel yazı çerçevesinde beyannamelerini imzalayabilmesine imkan bulunmaktadır.

            Ancak yeminli mali müşavir, ortağı olduğu şirkette danışmanlık hizmeti veremeyeceği gibi ortağı olduğu bu şirketin beyannamelerini imzalayabilmesine de imkan bulunmamaktadır.

            Bu nedenle, danışmanlık hizmeti veren ve aynı zamanda şirket ortağı olan yeminli mali müşavirin şirketinizin imzalanma kapsamındaki beyannamelerini elektronik ortamda göndermesi de mümkün değildir.

            Yukarıda yapılan açıklamalara göre, şirket ortağınız olan yeminli mali müşavirin şirketinize danışmanlık hizmeti vermesi, şirketinize ait beyannameleri imzalaması ve elektronik ortamda göndermesi mümkün olmadığından, elektronik ortamda göndermek zorunda olduğunuz şirketinize ait beyannamelerin, elektronik beyanname gönderme aracılık yetkisi almış bulunan başka bir meslek mensubu vasıtasıyla 340 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi gerekmektedir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

    (*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

  (**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Geçmişe yönelik mükellefiyet tesis edilerek usulsüzlük cezası kesilebilir mi?

Geçmişe yönelik mükellefiyet tesis edilerek usulsüzlük cezası kesilebilir mi?

Değerli okurlarımız, bilindiği üzere vergi daireleri bir çok mükellefe farklı gerekçelerle (ev alıp sattın, araba alıp sattın gibi) mükellefiyet tesis ederek geriye yönelik özellikle yüklü miktarlarda özel usulsüzlük cezası kesebilmektedir.

Blog Arşivi